Makale Dizini

Elbiselerimi dolaba yerleştirdim.Boş yatakların birine yerleştim.

Benden önce gelen arkadaşlar üst kattaki gazinoda oturuyorlardı.

“Hoş geldin,” dediler.

Gazinoda Tıp talebeleri,Fen Fakültesi ve Edebiyat Fakültesi talebeleri, Hukuk Fakültesi ve Teknik Üniversitesi talebeleri vardı. O yaşta İstanbul’da bahriyeli olmak ayrıcalıktı.Bilmediğim bir disiplin beni bekliyordu.Kafamda cevabı bekleyen çok soru vardı.

Bu ocak saygının, sevginin, disiplinin, doğruluğun,dürüstlüğün tavana vurduğu bir ocaktı. Kıdemlilerden öğreneceğim,soracağım çok şey vardı.Biran evvel her şeyi öğrenmeliydim.İşe önce boynumuza taktığımız beyaz kordonun nasıl bağlanacağını öğrenmekten başladım.

Bahriyede bu bağa ceviz bağı diyorlar.Bizden bir üst sınıfta olan Erdem Eröktem,bana ceviz bağı nasıl yapılır, onu öğretti. Sonra buradaki kuralları anlattı.Bizden sorumlu yüzbaşı rütbesinde sınıf subayımız olduğunu ve askeri iç nizamnamesine tabi olduğumuzu,bizi onun denetlediğini,ondan izin almamız gerektiğini,disiplin suçu işlersek cezalandıracağını anlattı.Yarın kendisine tanıtılacağımı söyledi.Her şey güzeldi, ama galiba özgürlüğüm kısıtlanmıştı.Artık bahriyeli olmuştum. Okul masraflarından kurtulmuştum. Ayda 40 lira da cep harçlığı alacaktım. Bundan güzeli Şam’da kaysı…

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.