doktor, avukat, mühendis olmak istiyordum.O halde iki dersten birini vermemeliydim.Bu fikirle oradan ayrıldık.
Sınava girdim, tarihi verdim, matematikten bilinçli olarak kaldım.Babam çok üzüldü:
“Ne güzel kısa zamanda memur olacaktın!” dedi.
“Baba, üzülme, kısmetimiz ne ise o olur. Ben sana yük olmam.Kardeşlerime de bakarım,” dedim.
Gebze’den Haydarpaşa’ya banliyö trenleri çalışıyordu.Babam bize paso çıkardı,böylece ücretsiz banliyö treni ile gezebiliyorduk.
Babama, Haydarpaşa Lisesine gitmek istediğimi,bir dersten borçlu kayıt yapabileceklerini söyledim.Oda uygun gördü.Haydarpaşa Lisesinin4-C Sınıfına bir dersten borçlu olarak kaydoldum.
İçim içime sığmıyordu.Çok ünlü ve görkemli bir lisede okuyacaktım.Bu benim için Tanrı’nın lütfuydu.Burada çok çalışmalıydım.Bir yıl içinde başımdan çok şey geçmişti; hamallık, ayakkabı boyacılığı,bulaşıkçılık,seyyar satıcılık…Hayatın içinde pişmiştim. Şimdi elime büyük bir fırsat geçmişti,bunu iyi değerlendirmeliydim.
Sabahları Gebze’den Haydarpaşa’ya gitmek pek güzel oluyordu.Okunacak derslerimi trende okuyarak gidiyordum.Erenköy’den sonra köşkleri, bahçeleri, villaları seyretmek pek keyifli oluyordu.Trenartık kalabalık oluyordu.Erenköy’den sonra ders çalışmıyor, etrafı ve inen binen yolcuları izliyordum