etmişler.Kış için karyolanın altında saklanan tereyağını gizlice yediğimi farketmişler.Böylece neden yemek yemediğim ortaya çıkmış.
Sarıkamış’ta babamın çalıştığı kunduracı dükkânını hayal meyal hatırlıyorum. Babamın giysisinin üstüne giydiği önü dört köşe deri kaplı önlüğünü, kirli çiriş[i]kutusunu, ayakkabı kalıplarını ve o kalıplara çarmıha gerilmiş ayakkabı sayalarını[ii]çok iyi hatırlıyorum.
Sabahtan akşama kadar daracık dükkânda kundura ve mes imalatı yapıyorlardı.O zaman hazır kundura pek yoktu.Kundura ısmarlayanlar,ayaklarını bir kartona basarlardı.Babam, kulağının arkasına koyduğu kalemi çıkarır, müşterisinin ayağı etrafında tur atardı.Bu kalıba göre ayakkabı yapılırdı.O zamanlar ayakkabılarağaç çivilerle ve çirişle yapılırdı.Babamı saatlerce hayranlıkla seyrederdim.Bana verecekleri iki buçuk kuruş delikli parayı sabırla beklerdim.Koşarak köşedeki Cemşit amcanın dükkânına gider, kırmızı beyaz renkli baston şeker ve dut kurusu ile leblebi karışımı çerez alırdım...
Amcamların evi, bizim evimizin yanındaydı. Bu iki ev yan yanaydı,sanki el ele tutuşmuş iki kardeş gibiydiler.Evlerimiz, toprak zeminliiki göz oda ve antreden ibaret,toprak damlı evlerdi.Toprak zeminin üstüne hasır, onun üstüne de halı ya da kilim seriliydi.Antremizin duvarında açılır kapanır askı vardı, paltolarımızı oraya asardık.Odaya girdiğinizde karşıda bir kerevet, onun üstünde minderler
[i]Çiriş: Çiriş otu kökünden yapılan yapıştırıcı. Ayakkabıcılıkta kullanılır.
[ii]Saya: Ayakkabının yüzü, üst bölümü. Deri, tekstil gibi malzemelerden yapılır.