Başladı beni sorgulamaya,Sarıkamış’ta kimlerdensin,Kars’ta akrabaların var mı?Dilimin döndüğü kadar anlattım.Kendisi Kars’ta yaşıyormuş, oradaki akrabalarımı tanıdı.Böylece amcada sohbetlerimize karışmış oldu.
Kuşetleri açtık, biz gençler üst katları seçtik, alt katları bayanlara bıraktık, orta katları da diğer arkadaşlarımıza verdik.
Herkes, uyumaya başladı, ama benim gözümü uyku tutmuyor.Hasretlimi düşünüyorum,mavi gözlümü düşünüyorum.Bu sabah çabuk geçse, gözümü açsam, orda olsam,kuş olup uçsam gibi düşünceler içinde ben de uyumuşum.
Sabah kalktığımızda Ankara yakınlarında bir yerdeydik.Yataklı vagona gittim, pos bıyıklı hemşerim de ordaydı.
“Gel yeğen, burada otur,” dedi.
Kırmak istemedim, masasına oturdum.
“Soframa hoş geldin, sen benim misafirimsin,ne arzu edersen iste,” dedi.
Bizim oraların âdetini bildiğim için kabul ettim.Beyaz peynir, sahanda yumurta, çay ısmarladım.
“Bana Murat Ağa derler Göle‘de hayvancılık yaparım,ama Kars’ta oturuyorum.Senin Faytoncu Yusuf Bey’i çok iyi tanırım.Yiğit, delikanlı adamdı.Şimdi biraz yaşlandı.Oğulları da faytoncudur.Birde otobüsleri var Doğa’nın, oda civan çocuktur.Seni tanıdığıma sevindim.Bizim Kars’ın çocukları maşallah başarılılar.Hepsi okuyorlar.Türkiye’nin her yerinde yaşıyorlar.” dedi.