“Sınıfta başarılı talebeyim.Okulda asistan kalıp kariyer yapmak istiyorum, Deniz Kuvvetlerine tazminatımı, çalışır, öderim,” dedim.
Babam;
“Evladım,Deniz Kuvvetleri sayesinde rahat okudun,askeriye baba ocağıdır, hıyanetlik yapma! Mecburi hizmetini bitir öyle ayrıl,” deyince;
“Peki babam,” dedim.
1965 yılında fakülteden mezun oldum.Artık Deniz Kuvvetlerinde teğmen rütbesi ile askeri hekim olmuştum.
Tekrar Kasımpaşa,Dikimevi’ne gittim.Bize yeni yazlık, kışlık kıyafetimizi,balo kıyafetlerimizi,kılıç ve tabancamızı ve seyahat bavullarımızı verdiler.Şapka işaretlerimizi kapalı çarşıda Kirkor Bey’in dükkânından alacağımızı söylediler.Elbiseleri ve tabancayı valizlere yerleştirdik,kılıçlarımızı elimize aldık. Halil ile doğru Beylerbeyi’ne gittik.
Ertesi gün,Halil ile beraber Kapalıçarşı’ya gittik.Kirkor amcanın küçücük dükkanını bulduk.Deniz teğmeni rütbelerini ve şapka kokardını,şapka kılıflarını aldık.Beylerbeyi’ne geldik kıyafetlerimizinişaretlerini arkadaşların yardımı ile hazırladık.Artık bu kıyafetlerimizle dışarı çıkabilirdik.
Ertesi günü Dz. Tb. Teğmen kıyafetimi giydim.Aynanın önüne geçtim, şöyle bir kendime baktım. Genç, çiçeği burnunda bir Dz. Tabip Teğmen gördüm.“Vay be!Neredeydin,nerelere geldin?Bu bir kader miydi,hayatın bize çizdiği bir rol müydü?” sorusu kafamda canlandı.