Makale Dizini

Henüz İstanbul, Anadolu’dan fazla göç almamıştı.

İnsanlar, temiz giyimli ve bakımlıydı.Konuşmaları düzgündü.Herkes gazetesini, mecmuasını okuyor veya birbirleri ile sohbet ediyordu.Toplum bir ahenk içindeydi.

Haydarpaşa’dan liseye yaya gidiyordum.Bana hafif yürüyüş oluyordu.Yolda kendi kendime hayal kuruyor veya okuduğum dersi mırıldanarak anlatmaya çalışıyordum.

Haydarpaşa Lisesi, çok ihtişamlı,çok gösterişli binası olan bir lise idi.Eskiden burası Mektebi Tıbbiyeyi Şahane imiş.Yani tıp fakültesi.Karaköy’den vapurla geldiğinizde iki saat kulesi olan muhteşem görünümlü, ihtişamlı büyük bir bina.Bahçesine girdiğinizde çam ağaçları, çiçekler sizi karşılıyor.İki kanatlı büyük kapıdan içeri adımınızı attığınızdabüyük, geniş bir avlu ve tam ortasında üst kata çıkan, özenle yapılmış merdivenleri görürsünüz.Girişin sağ tarafında kapı nöbetçisi kulübesi, onun biraz ilerisinde de müdür yardımcılarının odaları dizilidir.Avlunun sol tarafında ise müdür odası, sekreter odası vardır.Bina dikdörtgen şeklinde koridorlarla sınıfları birbirine bağlar.Burası dünya gibidir, devamlı aynı yöne giderseniz sınıfınızı bulursunuz.Tavanlar çok yüksektir,pencereler de ona göre yapılmış.

Dershanelerin üst katında yatılı okuyan öğrenciler için yatakhaneler var.Türkiye’nin her ilinden öğrenci geliyor.Burası sanki bütün Türkiye’nin tek lisesi gibiydi.

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.